26 Ağustos 1990 Pazar

39.1 ÖNCE MİMOZALAR, SONRA ERGUVANLAR…

Anılarımdan bazı satırlar alarak bu yazıma başlamak istiyorum.

“Dostlarım niye daha erken Bodrum'a gelmediğimi, o güzel bahar aylarını niçin İstanbul'da geçirdiğimi sorarlar. Zannederler ki bahar yalnız Bodrum'da güzeldir. Hiç öyle şey olur mu bahar her yerde bahardır.

Onlara, "Önce mimozalar, sonra erguvanlar, daha sonra mor salkımlar, leylaklar, hanımelleri, güller, ortancalar ve ıhlamurlar açar" derim. Mimozaları Kadıköy vapur iskelesinin civarındaki çiçekçi (Roman) kadınlardan alırım. Beşiktaş'tan Üsküdar'a dönerken, Fethi Paşa Korusu'ndaki erguvanları seyrederim. Mor salkımlar eski ahşap köşklerin duvarlarından sarkar. Leylak ağacında güzeldir. Vazoya konunca hemen solar. Güller için eskiden Ada’ya giderdim. Şimdi her yer gül bahçesi. Karşı bahçedeki iki kocaman at kestanesi her na kadar komşumun ışığını görmemi engelliyor olsalar da beyaz çiçekleri ve yeşil yapraklarıyla penceremi süsledikleri için onları çok severim."

***
Bugün 7 Mayıs. Karacaahmet Mezarlığına gittim. Size güzelliğini anlatamam. Dedim ya bahar her yerde bahar. Mezarlıkta bile. Ağaçlar çiçek açmış. Erguvanlar buralara da gelmiş. Asırlık servi ağaçları tüm ihtişamı ile sanki daha da uzamışlar.

Atalarım 1870’ten beri Karacaahmet’te yatıyor. Benim de orada yerim var İnanmayacaksınız, o hudayinabit kır çicekleri var ya işte onların pembeleri benim mezarımda da açmış. Nasıl sevindim. Okşamak istedim. Ama ne mümkün. Dünyada olduğu gibi orada da insanlar yayıldıkça yayılmışlar. Bu nedenle arka sıradaki mezarınıza ulaşmak için ön sıradaki mezar taşının üzerine basmanız gerekiyor.

Yani yatanın üzerine. Ben de bunu yapmak istemediğim için pembe kır çiçeklerimi uzaktan seyrettim.

Biliyorum, bu yazdıklarımdan hoşlanmadınız. Çünkü mezarlık insana ölümü hatırlatır. Ama ölümü de doğum kadar normal karşılamalıyız. Bu bir oyundur bunu oynamalıyız. Ben ailemizin gençlerine, “Gelin size yerimi göstereyim” diyorum. Gelmiyorlar. “Kızdırmayın beni, orada bir çay partisi yaparım. Hepinizi davet ederim. Mecburen gelirsiniz” diyorum. Gülüyorlar. Çünkü tanırlar beni. Yapar mıyım? Yaparım.

***
2005 yılında geçirdiğim Aort ameliyatından sonra artık beni otobüse bindirmiyorlar. Kimler bindir miyor ? Haluk Erbel ve Mazhar Vardar. Hangisi erken davranırsa ben onun arabasıyla İstanbul – Bodrum - İstanbul arasında gidip geliyorum. Bu yıl Haluk’cuğum, Mayıs ayının ilk on beş gününde İstanbul’da olmayacağını, arabayı istediğim zaman kullanabileceğimi söyleyince hemen programımı yaptım.

Arabayı Haluk’cuğumun sürücüsü Şadi Doğru kullanıyor. Onu on yıldır tanıyorum. Tüm ameliyatlarımın öncesinde, sırasında ve sonrasında bana çok yardım etmiştir. Hakkını ödeyemem. Eşi Şengül’ü de davet ediyorum. Yol boyunca çok hoş vakit geçiriyoruz. İki yıl önce bende kalmışlardı. Ama bu kez bana çok yakın olan Merih Pansiyonu’nda misafir ettim onları. Çünkü bu yıl kendimi biraz yorgun biraz da yaşlanmış hissediyorum.

***
9 Mayıs Cumartesi sabahı Üsküdar’dan yola çıktık. Feribotla Yalova’ya geçtik. Yalova’ya geçince insan sanki Bodrum’a gelmiş gibi oluyor. Halbuki daha önümüzde kilometrelerce yol var.

Yol gerçekten çok güzeldi. Bu kış çok yağmur yağdığı için her yer yeşildi. Hem de yemyeşil. Gelinciklerin kırmızısı bile çeşit çeşitti. Tabii yalnız ağaçları, çiçekleri seyretmedim. Tarlaları da seyrettim. Ve gördüm ki tarlalarda hala kadınlarımız çalışıyor. Erkekler ortada yok. Acaba neredeler?

Benim için yolculuk evimin kapısında başlar. Onun için koştura koştura gitmeyi sevmem. Sabah kahvesi, öğle yemeği, ikindi çayı derken hem dinlenmiş hem de yeni yerler keşfetmiş olurum.

Ama öğle yemeklerinin yeri asla değişmez. Örneğin, İstanbul’dan Bodrum’a giderken Akhisar’ın girişindeki Köfteci Ramiz, Bodrum’dan İstanbul’a dönerken Manisa’da, Sanayi Sitesi’nin girişindeki Köfteci Ali. Hiç şaşmaz.

Akşam saat sekizde evimin önündeydim. Yardımcım Şefika beni kapıda bekliyordu. Komşularımla kucaklaştım. Otuz yıllık komşularım. Kavuşmak ne güzel. Hepimiz aynı şeyi söyledik. Zaman ne kadar çabuk geçti. Altı ay önce gitmiştim İstanbul’a. Sanki hiç gitmemişim gibi.

***
Bodrum’a her yıl bir yenilikle gelirim. Bu yılkı yenilik Facebook. Facebook’ta 80 yaşında bir hanım. İnternetteki dostlarıma ilaveten Facebook’ta da yeni arkadaşlarım var. İnsanlar yaşlandıkça çevrelerini genişletmeli derdim. Dediğimi yaptım.

Facebook’ta henüz acemiyim. Ama öğreneceğim. Ben de usta olacağım. Olana kadar da Sevgili Yaprak Çetinkaya’dan bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yardım alacağım. Onu çok seviyorum. Biliyorum o da beni seviyor. Yaprak, benim sevgili arkadaşım Devlet İzbudak’ın torunu. Düşünebiliyor musunuz bir zamanlar anneanne ile arkadaştım. Şimdi torun ile. Fikren anlaştığım insanlara, benden ne kadar küçük olurlarsa olsunlar, arkadaşım diyebiliyorum.

***
Hep beraber sağlıklı ve mutlu bir yaz geçirmemiz dileği ve sevgilerimle,

Olcay Akkent, 2006

BU YAZIMA GELEN YORUMLAR:

Murathan Mungan
"Bodrum’a hoş gitmişsiniz, ama unutmayın nereye giderseniz gidin, nerde olursanız olun hep kalbimizdesiniz.  
Yazdıklarınız o kadar hoşuma gitti ki bizim Zeynep’e, “Senin de okumanı isterim” diye gönderdim."
***
Zeynep Zeytinoğlu
"Zarafet, asalet, bilgi, görgü, mutluluk, coşku, sahici gençlik, kiymet bilme, hakkını verme her şey var."
Sevgili Zeynep,

Uzun yılların ardından uzaktan da olsa haberleşmek ne güzel. Sizinle, yaptıklarınızla, ailenizin özellikleriyle ve de Eskişehir'e kazandırdıklarınızla her zaman gurur duymuşumdur. Bana bunları söyleme olanağını verdiğiniz ve iltifatlarınız için pek çok teşekkür ederim. 

Sevgiyle kalın, 

Olcay Akkent

***
Varol Özkoçak
"Efendim, Bodrum'a hoş geldiniz. Size güzel bir yaz diliyorum. Yine iç açıcı ve güzel bir yazı yazmışsınız. Sizi kutluyorum."
***
Naciye Mergen
Merhaba sevgili Olcay Hanım, 
"Yazınızı keyf ile okudum, baharı ne güzel anlatmışsınız. Sizin şu yaşama sevincinizi ve hayattan keyf almanızı inanın taktirle karşılıyorum ne kadar saygıdeğersiniz bir bilseniz..."
***
Mahinur Tutan
"Bir insan ancak bu kadar güzel tasvir edebilir düşüncelerini... Ne zaman sizden gelen bir mesaj olsa ya da kaleminizden çıkmış bir yazı ben ayrı bir alemde buluyorum kendimi ve huzur doluyor içime. Sizi kıskanıyorum, gıpta ediyorum ve kendime örnek alıyorum."
***
Murat Güldoğan
"Yolculuğunuzun güzel geçtiğine sevindim. Siz yolculuğunuzu anlatırken sayenizde biz de gitmiş gibi olduk. Keyifli bir bahar sonu ve yaz diliyorum. Görüşmek üzere."
***
Güler Duru

"Sevgili Olcay Hanım,

Hoş geldiniz. Umarım güzel bir yaz olur hepimiz için ve de umarım daha sık görüşebiliriz. Sevgiler."
***
Melek Erbel
"Ben de sana Bodrum’a hoş geldin derim. İnşallah güzel bir yaz geçirirsin. 
Sevgiler."
***
Rezin Casher
"Olcay’cığım, 
Bodrum’daki evinize hoş geldiniz. Yakında görüşmek ümidiyle çok sevgiler."
***
Cahit Kayra
"Olcay Hanım,size iyi Bodrumlar diliyorum içtenlikle. Bizim için de yaşayın. Saygılar."
***
Zeynep Erkut
"Olcay Ablacığım, 
Ben de size sağlıklı, mutlu, bol yüzmeli, keyifli bir yaz diliyor sevgili ile kucaklıyorum."
***
Ayşin Atasoy
"Sevgili Olcay Akkent Bodrum’a hoş geldiniz. Bütün bir yaz mutluluk ve sağlık dileklerimle."
***
Kerry Akkent
"Dear Hala, 
I was just looking at photo albums from when we went to Bodrum for the first time. I really miss being there. God willing we will be able to come again soon. Missing you much."
***
Sevim Göktekin
"Sevgili Olcay, 
Son iletin beni çok duygulandırdı."
***
Bilge Koşan
"Hoş geldiniz. Bodrum’a sefalar getirdiniz. 
İstanbuldan bugün döndüm, acı bir haberle, yüküm arttı, boynum büküldü, isyanım çoğaldı. 
Postamı açtığımda merhabanız içimi ılıttı. Yok öyle çabuk bırakıp gitmeler,Türkan Saylan’ın mirasını devraldık, yapacak çok iş var. Sevgi ve saygıyla kucaklıyorum."

***
Meral Akkent
"Bodrum'da keyifli günler! 
Odessa'da da önce kiraz ve elma ağaçları, sonra kestaneler, sonra iğde ağaçları daha sonra akasyalar ve en sonunda da tüm kır çiçekleri acıyor ve Ukraynalı ninecikler minicik emekli maaşlarına biraz katkısı olsun diye o güzelim kır çiçeklerini buketleyip satıyorlar. Ben de her bahar tıpkı Kazakistan'da da olduğu gibi evdeki tüm kapları o buketlerle dolduruyorum. Çok çok öptüm. Hans-Martin ve Kedi´den de ç aylan’ın mirasını devraldık, yapacak çok iş var. Sevgi ve saygıyla kucaklıyorum.

Çok selamlar!"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder