22 Ağustos 1990 Çarşamba

37.10 BODRUM’DAN BODRUM NASIL GÖRÜNÜYOR?

Daha garajdan çıkar çıkmaz trafik canavarının ağına düşüyorsunuz. Bir türlü düzene sokulamayan trafik canavarının... Neyse ki İstanbul’dan telefon ederek sizi karşılamasını rica ettiğiniz, pazaryerinin beyefendi sürücüsü Cavit Kontaş var da sizi dolandırmadan kapınıza kadar getiriyor.

Benim evime Atatürk Caddesi’nden geliniyor. Bir zamanlar çift yönlü olan Atatürk Caddesi’nden ... Tek yöne çevrildiğinden beri ne kadar çok kişi ve kuruluşa rica ettim. Çok mu olanaksızdı da olamadı. Eskiden nasıl oluyordu da şimdi neden olamıyordu?

Benim gibi yaşlı bir hanım düşünün... Bacaklarında kireç, kalçasında protez. Hatta bu yıl elinde bir de baston. PTT’ye mektup atmaya gidecek. O uzun Atatürk Caddesi’ni yürüsün mü? Hayır yürümesin. Ne yapsın? Taksiye binsin. Binsin... Köşem Taksi’den bindiği taksi önce Merve Oteli’nin önüne çıksın. Sonra sola dönsün. İlk sağa sapsın. Cevat Şakir’e varsın. Soldan aşağıya insin. Atatürk Caddesi’nin başına kadar gelsin. Sürücü yüzünüze acıklı acıklı baksın. Çünkü orada inerseniz o hemen Atatük Caddesi’ne saparak kolayca durağına gidecek. Eğer siz öyle istiyorsunuz diye PTT’nin önüne kadar giderse ancak Türk Kuyusu Caddesi’nden yukarı çıkıp, bir sürü yol aştıktan sonra durağına gidebilecek. Tabii sizden alacağı para yaktığı benzini karşılamayacak. Özveri müşteriye düşüyor. Siz o sakat halinizle Atatürk Caddesi’nin başında arabadan ineceksiniz. Postaneye yürüyeceksiniz.

Geçen sene bir mektubun bana maliyeti, pulu hariç, dört – dört buçuk milyondu. Bakalım bu sene ne kadar olacak ? Çünkü hükümet benzini otomatiğe bağladı. Maaşallah her gün zam yapılıyor.

Burada beni rahatsız eden (eski toprak olduğum için, öyle yetiştirildiğim için) dışarıdan dolar karşılığı satın alınan petrolün bu kadar kolay havaya savrulması.

Bir de Atatürk Caddesi tek yönlü olunca sağ taraf, Merve Otel’e kadar, araçların sıralandığı park yeri oldu. Hani Belediye makine koyup para kazansa yüreğim yanmayacak.

Yarımada Gazetesi kaç adet basıyor, bilmiyorum. Ne kadarını dağıtıyor, bilmiyorum. Alanın kaçta kaçı okuyor, bilmiyorum.

Yoksa biz kendimiz yazıp kendimiz mi okuyoruz?

Bunun böyle olmadığını nasıl anlayabilirim?

Bir yetkili çıkar, Atatürk Caddesi’nin niçin tek yönlü olması lazm geldiğini ya da niçin çift yönlü olmasının mümkün olamayacağını açıklar.

Ben de ilgililer sesimi duydular diye sevinirim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder