26 Ağustos 1990 Pazar

39.2 BODRUM’A VEDA, İSTANBUL’A MERHABA.

Beş buçuk aylık bir Bodrum sefasını 15 Kasım'da noktalıyorum. Çünkü o sabah İstanbul'a hareket edeceğim.

Her zaman aynı şeyi söylüyorum : Bodrum'u özlerim çünkü gitme zamanı gelmiştir. İstanbul'u özlerim çünkü dönme zamanı gelmiştir.

***
Bu yaz sıcak yüzünden, ne yazık ki kapı dışarı çıkamadım. Yalnız ben değil hiçbirimiz çıkamadık.

Bugünlerde ise güzel bir Sarı Yaz yaşıyoruz. Niçin bu güzel havaları bırakıp gittiğimi soranlara, “Her şeyi tadında bırakmak lazım” diyorum.

***
“Hayata beraber başladığımız, / Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir; / Gittikçe artıyor yalnızlığımız” diyor Cahit Sıtkı Tarancı, Otuzbeş Yaş şiirinde.

İlhan Berk’le de ayrıldı yollarımız.

Şükran Artunkal’la da.

Şükran, İş Bankası Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliğinden emekliydi. Çok değerli bir bürokrattı. Uzun yıllar Bodrum’da yaşadı. Sonra İstanbul’a yerleşti ve orada vefat etti.

“Her ölüm erken ölümdür” der Cemal Süreyya. Bu İlhan Berk için de böyledir, Şükran Artunkal için de.

***
Yaz boyunca Ahmet Hıdır’ın Trança’da düzenlediği sergileri, Zerrin Ulusman’ın Merve’de açtığı Pınar Kaptanoğlu’un Takı sergisini, Marmara Koleji’ndeki Sigrid Schobel ve Taner Türker’in Piyano – Çello Düetini ve Oyun Atölyesi’nin sahnelediği Andrzei Saramonowicz tarafından yazılmış Testosteron oyununu izledim.

Mustafa filmini gördüm.

Oasis Alışveriş Kültür ve Eğlence Merkezi’nin ”Kuruluşunun 10. yılında Bodrum’a armağanı” olan “Bodrum Sünger Avcıları” sergisi her türlü övgünün üzerindeydi.

Bodrum Ajans Yayın Grubu’nun kuruluşunun 20. yılında düzenlediği “Dünden Bugüne Bodrum Manzaraları” sergisi ise olağanüstüydü.

Bu yıl ilk kez D-Marin’deki konserlere gidemedim. Gelecek yıla umutla bakıyorum.

***
2008 yılında Muğla Gazeteciler Cemiyeti tarafından Türk basınında sansürün kaldırılışının 100. yıldönümü etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Basın Özendirme Ödülleri”nin on tanesini Yarımada Gazetesi yazarları aldı. O, on yazardan biri de bendim. Kaz Dağı I, II, III seri yazımla “Gezi – İzlenim” dalında onurlandırıldım.

Kent TV’de Nadiye Sarıtosun’un davetlisi olarak, “Türkçe Konuşuyorum” programına katıldım.

ÇYDD”nin değerli üyeleri, “Yozlaşma” konusunda bir konuşma yapmamı istediler. “Genelde ve Türkçemizde Yozlaşma” üzerine iki saat süren bir konuşma yaptım.

Bunların bazılarını 80 yaşıma basmak üzereyken bazılarını da bastıktan sonra yaptım.

İnsanın o yaşta bile işe yaradığının farkında olması kendisine verdiği armağanların en değerlisi olmalı diye düşünüyorum.

***
Çok zamanımı aldığı ve bu nedenle kitaplarımı okuyamadığım mazereti ile 16 Nisan 2008 tarihinde Yarımada Gazetesi’ne veda etmiştim. Ama iyi bir okuyucu olarak gazete ile ilişkimi hep sürdürdüm.

Ne yazık ki yakın bir tarihte Yaprak ve Üzeyir Çetinkaya da Gazeteden ayrıldılar. Onların ayrılmasını yalnız Yarımada Gazetesi için değil, tüm yarımada için bir kayıp olarak düşünüyorum.

***
Bu yıl çevrem daha da genişledi. Yeni dostlar edindim. Örneğin Ayşin Atasoy’u tanımak benim için bir kazanç oldu.

***
Kadim dostum Sema Özşen ile birlikte olmak bana her zaman huzur vermiştir. Bu yıl hemen her Cumartesi beraber olduk hatta doğum günlerimizi bile beraber kutladık.

***
29 Ekim ve 10 Kasım’da Belediye’nin önündeki meydanda Atatürk’ü selamladım. Bunu otuz yıldır yapıyorum. Yapmayanları da çok ayıplıyorum ve bu konuda hiç bir mazereti kabul etmiyorum.

***
ÇYDD, 29 Ekim günü, öğle vakti, Belediye Meclis Salonu’nun önündeki bahçede, bize “Fasulye – Pilav” ikram etti. Çünkü Atamız bu iki yemeği çok seviyordu. Yemekten sonra içeri girdik ve Melek Öneş’in açılışını yaptığı, Meral Saraçbaşı’nın yönettiği toplantıda Zubeyir Batur ve Ramazan Kansu ‘nun konuşmalarını, Muazzez Ata’nın anılarını dinledik. Nadi Atasoy’un kemanı eşliğinde Ayşin Atasoy Atilla İlhan’dan bir şiir okudu.

***
Evet! 15 Kasım sabahı yola çıkıyorum.

Sevgili Mazhar Vardar özel arabası ile beni İstanbul’dan getirttiği gibi şimdi de aynı arabayla İstanbul’a gönderiyor.

Teyzemin torunu Haluk’cuğum da durumu İstanbul’dan takip ediyor. Eğer bir aksama olursa vaziyete el koyacak, herhalde, mercedes yola çıkacak.

Ne mutlu bana böyle güzel insanlarım var. Dilerim onların da benim yaşıma geldiklerinde kendileri gibi güzel insanları olur.

Bunu yalnız onlar için değil, tüm insanlar için temenni ediyorum.

***
Bodrum’daki sevgili dostlarıma, arkadaşlarıma ve komşularıma sağlıklı ve mutlu bir kış dileği ile “veda” ediyor, İstanbul’daki sevgili akrabalarıma, dostlarıma, arkadaşlarıma ve komşularıma, “Merhaba” diyorum.

Sevgiyle kalın,

Olcay Akkent

15 Kasım 2008

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder