8 Ağustos 1990 Çarşamba

20.2.1 SAMİZÂDE SÜREYYA BERKEM

Samizâde Süreyya Berkem, elli yıllık arkadayım Gülten (Berkem) Akbay’ın babasıydı. Gülten’i anlatırken adını anmıştım. Gülten, babasının Floransa Geceleri’ni Türkçe’ye çevirdiğini söylemişti. Başka da bir şey söylememişti.

Süreyya bey diplomattı. Gülten’le arkadaş olduğum 1942-43 ders yılında, Londra'da Başkonsolostu. Çok iyi yetişmiş, çok iyi dil bilen, çok zarif bir beyefendiydi. Başında şapkası, elinde uzun şemsiyesi ile Chamberlaine'a benzerdi. (Chamberlaine 1937-40 yılları arasında İngiltere'de Başbakanlık yapmıştı).

Ama yıllar sonra, Süreyya beyin, diplomat olmadan önce, Konya'da Babalık Gazetesi çıkardığını, gazetenin baş yazarı olduğunu, savaştan sonra Almanların gazeteyle beraber matbaayı da satın alarak memleketlerine götürdüklerini Tekirdağ, Namık Kemal Üniversitesi öğretim görevlisi Yard. Doç Dr. Cahit Kahraman’dan öğrenecektim.

Hıfzı V. Velidedeoğlu, "MİLLİ MÜCADELE ANILARIM" (*) kitabının 94 ve 95 nci sayfalarında Babalık Gazetesi hakkında şunları yazıyordu:

Ulusal Kurtuluş Savaşı sürüyordu. Fakat Konya'da bunun heyecanını görmedim. Bu savaşın nabzını Ankara'da günü gününe dinlemeye alışkın olduğum için, Konya'nın suskunluğu bana bir tür “vurdum duymazlık” gibi gelirdi. Neyse ki benim coşkulu ruhumu, orada çıkmakta olan Babalık gazetesindeki, Milli Mücadele'yi destekleyici, ateşli yazılar beslerdi. Bu yazılardaki imzanın sahibi, başyazar Samizâde Süreyya (Berkem) Beyi hiç görmedim.

Konya'da 1910-1952 yıllan arasında 42 yıl çıkmış olan bu gazete kaliteli ve yürekli bir yayın organı idi. İçinde çok güzel yazılar çıkardı. Ben Ankara'da her gün Hakimiyet-i Milliye gazetesini okumaya alışmış olduğum için, Konya'da Babalık gazetesini okuyamadığım günler kendimde bir eksiklik duyardım. Gazetede sık sık kültür yazıları da yayınlanırdı. Zaten Ankara'daki “Hakimiyeti Milliye” ve daha sonra çıkmaya başlayan Yenigün gazeteleri ile Konya'daki bu Babalık Gazetesi, Milli Mücadele Anadolu'sunun belli başlı üç gazetesi idi.


Yard. Doç.Dr. Cahit Kahraman, Samizâde Süreyya Berkem, hakkında tez yazıyordu ve benden bilgi istiyordu ve ben, “başka bilgi yok” dedikçe inanmıyordu. Nitekim bir pazar günü arabasına atladı ve Üsküdar’a kadar geldi.


Bu tanışma Samizâde Süreyya Berkem hakkında bir dosya yapacak kadar bilgi sahibi olmamı sağladı. O günden sonra İrtibatımız hiç kesilmedi.

Cahit bey bana, “BÜYÜK JAPONYA” adında bir kitap gönderdi. (**)



Bizzat müşahede üzerine kaleme alınmış olan bu eser SÂMÎZÂDE SÜREYYÂ (ERDOĞAN)’a aitti. Kitabın, Bir Hâtıra-i Seyâhat başlığı bölümünde Süreyya beyin gençlik resmi vardı.

Süreyya bey emekli olduktan sonra Ankara’ya geldi. Eşi yurtdışındaydı. Biz annemle gece oturmasına giderdik. Bize çok güzel şeyler anlatırdı. Zevkle dinlerdik. Yanında bir bakıcı hanım vardı.

Süreyya bey tutku halinde Alibey Adası'na gitmek ve oraya yerleşmek istiyordu. Ve bunu gerçekleştirdi. Orada vefat etti.

Son günlerde ise Samizâde Süreyya Berkem’in yazdığı bir kitap elime geçti. "Unutulmuş Günler".(***)

Alibey Adası’da yazdığı ve Şevket Rado’ya ithaf ettiği bu kitabı okumak lazım. Özellikle GENERAL HARBORD ve GAZETECİLİĞE VEDA bölümleri çok ilgimi çekti. Ne yazık ki bu kitap piyasada yok. Ben NADİR kitaptan sağladım.

Kitap, Ayvalık’a nasıl yerleştiğini anlattığı satırlarla bitiyor.

“Hariciye’den ayrıldıktan sonra içimdeki avantür ruhu ölmemiş olacak ki, Ayvalık‘ın karşısında, eskiden Rumların (Moşkoniş) yani Misk Kokulu adını verdikleri ve bizce Alibey Adası diye maruf olan güzel bir adaya gelerek kasabanın güney-batısında, denize ve denizin ötesindeki Ayvalık kasabasına nazır çok şairane bir yerde küçük bir evceğiz inşa ettirdim. Dört senedir işte burada, tasavvuf erbabının itikâf, Frenklerin ise meditasyon dedikleri bir âleme dalmış bulunuyorum; kâh yazıyor, kâh okuyor ve kâh düşünüyorum. Yaz mevsimlerinde de motörümle balığa çıkıyorum”
………………………………………………..

(*) HIFZI V. VELİDEDEOĞLU, 
MİLLİ MÜCADELE ANILARIM.
Birinci Basım: Varlık yayınları, 
İkinci Basım: Hil Yayınları.

(**) BÜYÜK JAPONYA
Nâşiri Cemiyyet Kütüphânesi,
Eylül 1917, Matbaa-i Orhâniye

(***) “UNUTULMUŞ GÜNLER"
NAŞİRİ: İBRAHİM HİLMİ ÇIĞIRAÇAN
HİLMİ KİTABEVİ, İstanbul-1960




































Hiç yorum yok:

Yorum Gönder