23 Ağustos 1990 Perşembe

37.85 ÜZÜLDÜKLERİM I - HALKEVLERİ

(12 MART 2008)

6 Mart 2008 akşamı CNN Türk’te 5N 1K programını izledim. Bu programı Cüneyt Özdemir ve Soner Yalçın birlikte hazırlıyorlar.Konu Bağcılar ve Gaziosmanpaşa’daki Cafe’lerdi.

Önce Cafe'nin yazılışıyla ilgili bir şeyler söylemek istiyorum.

Özgün yazılışında e’nin üzerinde accent aigu (aksan tegü) var.

Bizde nedense Cafe olarak yazılıyor. Diyorum ki ya Café diye doğrusunu yazalım ya da Kahve diyelim. Çünkü bir başkasının dilini yozlaştırmaya hakkımız yok.

***
Neyse. Gelelim 5N, 1K’daki Cafe’lere.

Bağcılarda iki tane varmış. Birinin adı Işık Cafe, diğerininki Çıtır Cafe.

Adları her ne kadar Cafe olsa da aslında bunlar disko. Gündüz diskoları. Sabah 11.00’de açılıyor. Akşam 20.00’de kapanıyor.

Buraya kimler geliyor?

Tabii ki öğrenciler. 18 yaşın altındakilerin girmesi yasakmış. Ama gelenlerin yaşı 14, 15. En fazla 16.

Kendileri söyledi.

Votka-vişne karışımı bir şey içiyorlar. Aralarında uyuşturucu kullananlar da var.

Bunu da kendileri söyledi.

Sahipleri konuşmak istememiş. Bağcılar Belediyesi’nin bu Cafe'lerden haberleri varmış ama onlar da konuşmak istememiş.

Buna rağmen çekim yapmalarına müsaade etmişler.

Genelde giriş parasızmış.

Ama hafta içi 5 YTL, hafta sonu 7,5 YTL alan da oluyormuş.

Gaziosmanpaşa’da ise bu Cafe’lerden dört tane varmış.
Onların sahipleri konuşmaktan çekinmemişler.

Emniyetin bu Cafe’lerden haberi varmış. Ne güzel.

İçeride kızlar ve erkekler hep beraber disko müziği ile dans ediyorlardı.

Kızların bazıları türbanlıydı.

Başı açık olan bir kız, arkadaşının arkasına saklanır gibi yaptı çekim sırasında ama türbanlı kız hiç aldırmadı.

Çok hoşuma gitti. Benden bir aferin aldı.
Çok da güzel dans etti.

Sanki, “Başımı da bağlarım, dansımı da yaparım” der gibi bir hali vardı.
Zaten böyle olmalı. Takiye yapmaya ne gerek var.

Herhalde bu gençlerin okul saatlerinde diskoda dans ettiklerini evdeki büyükler bilmiyordur.

Halbuki bilmeliler.
Yoksa gençler yalan söylemeye alışırlar ve bu hayat boyu devam eder.

Bu gençler Modern hayatın kıyısına düşmek istemedikleri, kendi eğlencelerini yaratmak istedikleri ve hayata küs olmadıkları için buralara geliyorlarmış.

Bir delikanlı aynen böyle söyledi.
O da benden bir aferin aldı.

***
Bu programı izlerken bir zamanların halkevlerini düşündüm.
Bir kültür sembolü olan halkevlerini.
Okul dışındaki geniş kitlelere hitap eden halkevlerini.
El sanatları öğreten halkevlerini.
Tiyatro eğitimi veren halkevlerini.
Spor yapma olanağı sağlayan halkevlerini…

***
Çamlıca Kız Lisesi’nin orta kısmında okurken voleybol oynardım. O yıllarda ortaokul öğrencisi ancak ikinci takımda oynardı. Bu maçlar okulun bahçesinde olurdu. Okullar arası maçlar ise Eminönü Halkevi’nde yapılırdı. Bir öğrenci için, hem de yatılı bir öğrenci için, Çamlıca’nın tepesinden Eminönü’ne gitmek ne demek? Yıl 1942-43.

Siz tesadüfe bakın. 7 Mart 2008 gecesi 5N 1K’nın konusu Eminönü Halkevi idi. Ne güzel anlattı saygın tiyatro adamı Cüneyt Türel, Eminönü Halkevi günlerini.

Nasıl heyecanla dinledim. Anlatamam.

Temeli 1910’da Türk Ocaklarıyla atılmış olan Halkevleri, 19 Şubat 1932’de kurulmuş. Tam 76 yıl önce.

***
Halkevlerinin amacı neydi? Ulus bilincini oluşturmak. Kültür birliğini sağlamak. Milli ruhu oluşturmak. Köylünün aydın ve kentli ile ilişkisini geliştirmek. Cumhuriyet Halk Fırkası’nı tanıtmak.

Halkevlerinin bünyesinde neler vardı? Dil Edebiyat Kolu. Güzel Sanatlar Kolu. Temsil Kolu. Spor Kolu. Sosyal Yardımlaşma Kolu. Halk Dersaneleri ve kursları. Kütüphane ve Yayın Kolu. Köycülük Kolu. Tarih Kolu.

Halkevlerinin görevleri nelerdi? Kitle ile Seçkinler Arasındaki Kopukluğun Giderilmesi. Demokrasi Eğitimi. Değişime Uyum Sağlama. Boş Zamanları Değerlendirme. Bireysel Yetenekleri Geliştirme.

Yukarıda üç başlık altında topladığım bilgileri internetten aldım.

Şimdi soruyorum. Acaba bunlardan hangisi bu ülkenin zararınaydı da Demokrat Parti Yönetimi, Halkevlerini 1951’de kapattı ?

Bana yanıt verecek birini arıyorum.

***
Halkevleri birkaç yıl sonra tekrar açıldı.
Sonra gene kapandı.
Daha sonra bir daha açıldı.

Bu açılış ve kapanışlar sırasında sayısı 4800 olan Halkevlerinden geriye sadece 78 tane kaldı.

Halkevlerinin adı sonra değişti. Halk Eğitim Merkezleri oldu. Ama Halk Eğitim Merkezleri hiç bir zaman Halkevlerinin yerini tutmadı.

***
5N 1K bitti.
Reklâmlar başladı.
Bir ses duyuldu.

Oha. Aha. Aha.

***
Geçen yaz Bodrum’da benim mahallemin çocukları kendi aralarında “ Oha” diye konuştuklarında, onlara bu tarz konuşmanın çok ayıp olduğunu söylemiştim.

Bu yaz aynı şeyi söyleyemem.

Çünkü “Oha” lar ve “Aha”lar artık reklâmlarda.

Korkarım bundan böyle ev halkı birbirleriyle, okuldaki öğretmenler öğrencileriyle, televizyondaki konuşmacılar bizlerle, spor muhabirleri futbolcularla, çocuklar arkadaşlarıyla Oha’lı, Aha’lı konuşacaklar.

Eğer Halkevleri varlıklarını sürdürmüş olsalardı, eminim, bünyesindeki Dil Edebiyat Kolu sayesinde Türkçemiz bugün içinde bulunduğu acıklı duruma düşmezdi.

Ben de bu kadar üzülmezdim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme