28 Ağustos 1990 Salı

39.87 AHŞABIN KURTLARI

Ben bu satırları yazarken, merdivenin altındaki yazı masamın üzerine talaşçıklar dökülüyor.

Önce ne olduğunu anlamadım. Çünkü çoktandır yoklardı. Demek bunca zaman sonra bir tane, gecikmeli olarak, gelmiş.

Kurt, öylesine yermiş ki ahşabı, merdiveni bile yok edermiş.
Öyle demişlerdi.

Binbir zorlukla bulunan doğramacı ustası...
Binbir zorlukla alınan ahşaplar...
Binbir zorlukla sürdürülen inşaat.
Ve kurtlar...

Ahşabın kendisi yapıyormuş kurdu.
Mehtaplı gecede kesilen ahşapta olurmuş.
Demek ki kurt da benim gibi mehtabı seviyor.
Ama ben hiç kurt olmadım.
Talaş olup dökülmedim.

Hemen herkes bir akıl verdi.
Hepsi denendi. Yurtdışından ilaç bile getirtildi.
Uzun gagalı aletlerle ahşabın içine sıkılmadık şey kalmadı.
Hiçbir yararı olmadı.
Kurt, kurtluğundan vazgeçmedi.

Sonra kurt beni unuttu.
O beni unutunca ben de onu unuttum.

Herkes birbirinin deneyiminden yararlanır ya.
Ben, benden sonra ev yapacaklara yol gösterici oldum.
Sordular. Anlattım.
Sormadılar. Gene anlattım.
Onlardan biri, bilmem nereden, bilmem kaç yıllık,
bilmem ne ahşabı getirtti, bilmem kaç paraya.
Müşterek bir dostumuz anlata anlata bitiremezdi.
Kullandıkları o ahşabın özelliklerini.
Çok kıskanırdım.

Belli etmezdim.
Ama çok kıskanırdım.

Sonra ne mi oldu?
O ahşapları da kurtlar yedi.

Evi sattılar.
Gittiler.

***
Yazının tam burasında, bir de baktım ki
artık talaşçıklar dökülmüyor.

Çünkü, kurt açtığı delikten dışarı çıkınca ölürmüş.
Ölsün.

***
İstanbul–Bodrum Seferi’ni anlatacaktım.
Araya kurtlar girdi...

Her zaman Pendik’ten Yalova’ya geçerdik.
Çok pahalandığı için bu kez Eski Hisar’dan Topçular’a geçtik.

İlk mola, Özdilek tesisleri.
İkinci mola, Köfteci Ramiz.
Üçünçü mola, Çeri. (Bafa Gölü)
Dördüncü mola, ev.

Yılların emektarı Şefika kapıda.
Hoş bulduk.

4 Haziran 2012

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme