30 Ekim 1990 Salı

26.2.1.1 MÜNİH

Yurtdışına giderken ve yurtdışından dönerken Münih ilk ve son durağım olurdu.

Sadece 1974'te, Amerika dönüşü Oslo, Stockhalm ve Kopenhag üzerinden Türkiye'ye döndüm.

Münih'i hep sevdim. Kendime göre seçtiğim yerler vardı. Örneğin :

Donisl'de yemek yemek,
Künstler Haus'da kahve içmek,
Neuhauser - Kaufinger Caddesinde yürümek,
Englisher Garten'de çimlerin üzerinde yatmak ve hayaller kurmak,
Karlsplatz Meydanı'ndaki gümüşçü Widmann'dan alış veriş yapmak,
Hofbrauhaus'da bira içmek,
Theatiner Klisesi'nde soluk almak, hatta dua etmek ve hatta dilekte bulunmak,
Marienplatz'daki Rathous'un saat başlarında çan çalan oyuncaklarını seyretmek,
The Old Pinakotbek Müzesi'nde sergi gezmek,

***
Güney Almanya, dolayısıyla Münih, bir şenliktir.

Parktaki çöpçü bile yerleri süpürürken bira içer, şarkı söyler, ıslık çalar.

O yıllarda öyleydi. Şimdi nasıl bilmiyorum.

Bira veya şarap içmek için gittiğiniz bir yerde hemen sizinle ahbaplık etmeğe başlarlar.

Münih'te insan kendini hiç yalnız hissetmez.

Kuzey Almanya ise farklıdır. En güzel Almanca orada konuşulur. İnsanlar mesafelidir. Hatta derler ki Kuzey'de her masada bir kişi oturur, Güney'de herkes aynı masada oturur.

1970'de Metro, 1972'de Olimpiyat Köyü yapıldı Münih'te. Her ikisinin de yapımına katkıda bulundum. Otel ve lokanta gibi yerlerde yüzde on vergi ödedim. Alman dostlarıma, "onları ben yaptım" derdim.

1970'de Almanya ile İtalya arasında oynanan Dünya Kupası maçını Münih'te sevgili Oscar'ın evinde televizyonda seyretmiştim. Maçı İtalyanlar kazanmıştı.

Münih'te opera saat 17.30'da başlardı. Uzun elbiseli hanımlar ve smokinli beyler gelirdi.

Dilerim hala öyledir.

***
25 Nisan 1978 günü, Bayerische Staatsoper'de Giuseppe Verdi'nin Don Carlos Operasını seyretmişim.

III. Kapıdan girmişim.
16. sırada 651 no.lu koltukta oturmuşum.
61.50 DM. ödemişim.

Belgeler böyle söylüyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder