30 Ekim 1990 Salı

26.2.5.3 COPENHAGEN

7 - 10 Haziran 1974. 

Kopenhaglılar, Kopenhag'dan söz ederken, "Wonderful Copenhagen" diyorlar.

Yalnız 1974 yılında Kopenhaglılar başka bir şey daha söylüyorlardı:
"Kopenhag çok turistikleşti." Ve buna çok üzülüyorlardı.

***
İskandinav ülkeleri için "aynı bayrak" derler. Çünkü birinde olan diğerinde de vardır. Örneğin kristal. Her üç İskandinav ülkesinden de değişik boylarda kristal kuşlar almıştım. Yemek soframı süslemek için.

Kopenhag ayrıca porselleriyle de ünlüydü. Ondan da küçük bir hatıram var. Bir sigara tablası.

Aslında büyük bir yemek takımının küçük bir parçasıydı o sigara tablası. Takımın hepsini almama olanak olmadığı için en küçük parçadan başlamıştım.

Gerisini yavaş yavaş tamamlarım diye düşünmüştüm.
Ama düşündüğüm gibi olmadı.

***
Seramik sanatçımız Alev Ebüzziya Siesbye (1938) uzun yıllar Danimarka'da yaşadı.


Alev Ebüzziya Siesbye

İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde, heykel ve seramik sanatçısı Füreya Koral’ın özel öğrencisi olarak seramik çalışmalarına başladı. Bu çalışmalarından edindiği birikimi ile 1958 yılında Almanya’ya gitti. Bir taraftan Höhr-Grenzhausen seramik fabrikalarında çalışırken diğer taraftan seramik çamuru bileşimleri üzerine araştırmalar yaptı.

1960-1962 döneminde ise Eczacıbaşı Seramik Fabrikası'nda görev aldı.

1963 yılında Danimarka’ya yerleşti. 1968’e kadar Danimarka Kraliyet Porselen Fabrikaları’ında seramik tasarımcısı olarak çalıştı. 1969 yılında Kopenhag’da kendi seramik atölyesini kurdu.

1975 yılından itibaren beş yıl süre ile Rosenthal Porselen fabrikalarında tasarımcı olan sanatçı, 1978 yılında Paris’te atölye açtı.

1981 yılında Danimarka Kraliyet akademisi üyeliğine seçildi.

1982’de Tagea Brant Ödülüne, 1983 yılında Eckersberg Madalyası’na layık görüldü.

Eserleri, Londra Victoria and Albert Museum , Zürih Musee Bellerive, New York Cooper Hewit Museum, Belfast Ulster Museum ve Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi gibi dünyanın sayılı müzelerinde sergilenmektedir.

Ebüzziya'nın çanaklarını "Tutkulu Bir İncelik: Yalınlaştırılmış Seramikler" başlığı altında inceleyen ABD'li sanat eleştirmeni Garth Clark ise gözlemlerini şöyle anlatıyor: "Alev Ebüzziya'nın çanakları insana olağanüstü duygular aktarır. Bu çanaklarda hacim öylesine hafifletilmiştir ki, kaplar sanki boşlukta asılı gibi durur. Bu hafiflik iki yolla elde edilmiştir. Birincisi, sanatçının daha sanat yaşamının başlarında estetik olarak çanağın tabanını odak noktası olmaktan çıkarması ve tabanı çanağın şişkin gövdesinin altında yok etmesidir. Ancak onun çanaklarına hafiflik duygusu veren yalnızca bu değildir. Çanakların dış çizgisini ya da siluetini yukarı doğru, doruk noktası olan ağıza çekmesi de çok önemli bir etkendir".



***
Hotel Osterport’ta kalmışım.
Kahvaltı dahil 17 Dolar ödemişim.
Yalnız bu otel herhalde tren istasyeonun üzerindeydi.
Çünkü bütün gece yatağım sallanırdı.

***
Hans Christian Andersen, insanı hemen çocukluk yıllarına götürüyor. Heykelinin dibine oturdum kendi çocukluk günlerimi düşündüm.

Hans Christian Andersen heykeli.

Langelinie limanında bir taşın üzerinde oturan
Küçük Deniz Kızı
Kopenhag'ın simgesidir.
Heykelin temelleri 1909 yılında atılmıştır.
***
İskandinav ülkeleri sarayları, kaleleri, kanalları, müzeleri, sergileri, bahçeleri ve heykelleri ile gerçekten güzel.

Tivoli ise yalnız Kopenhag’ın değil belki tüm İskandinav ülkelerinin, belki Avrupa’nın, belki de dünyanın en büyük eğlence merkezi.

Gündüz başka güzel
Gece başka güzel
Görmek lazım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme