30 Temmuz 2010 Cuma

10. ÇAPANOĞULLARI

Çapanoğulları hakkında Türk Ansiklopedisi'nde şu bilgiler mevcut. (*)

"Türkiye'de XVIII. yüzyılın ikinci yarısı ile XIX. yüzyılın başlarında Bozok (Yozgat) merkez olmak üzere, Kayseri, Amasya, Tokat, Ankara ve Niğde illerini eğemenliği altında bulundurmuş bir derebeyi ailesi.

Bazı tarihçiler, bu ailenin adını çapan'la aynı anlamda ve onun gibi çapmak (hücum etmek, vurmak, devirmek) kökünden gelen çapar şeklinde yazarlar. Hatta daha sonraki yazarlardan bazıları (mesela: Cevdet Paşa) çapar'ı cebbar'a çevirerek bu aileyi Cebbarzadeler diye kaydetmişlerdir.

XVIII. yüzyıldaki sürekli harplerde Osmanlı yönetiminin gevşeme ve zayıflamasından faydalanan bazı kuvvetli yerli kişiler, bulundukları yerleri erkleri altına almışlardır. İşte bunlardan biri olan Çapanoğulları önce kendi memleketleri olan Bozok (Yozgat) bölgesine egemen olduktan sonra, Kayseri, Niğde, Amasya ve Ankara illerini de ellerine geçirmişlerdir.

Bu aileden, tarihlerde ilk defa kendisinden genişçe bahsedilen kimse Ahmet Paşa'dır.    Ahmet Paşa, Çorum ayanı iken 1734'te mirimiran (**) payesi ile Sivas Valisi olmuş ve yaptığı haksızlık ve zulümden dolayı 1765'te Padişahın emriyle öldürülmüştür.

Yozgat şehrini Ahmet Paşa kurmuştur. Ahmet Paşa'dan sonra büyük oğlu Mustafa Bey 1777'de Bozok (Yozgat) mutasarrıfı olmuş ve iki yıl sonra aile düşmanı olan Trabzon bölgesi derebeyi Canikli Hacı Ali Paşa ile savaşarak onu bozguna uğratmış ve Rusya'ya kaçmak zorunda bırakmıştır.

Mustafa Bey de babası gibi çok kan dökmüş ve sonunda, kendi hayatlarından kaygıya düşen kölelerinin kurşunları ile can vermiştir. Bunun üzerine, Ahmet Paşa'nın uzun süreden beri İstanbul'da bulunan ikinci oğlu Süleyman Bey, kardeşinin yerine gönderilmiştir.

Süleyman Bey, babası tarafından kurulmuş olan Yozgat'ı güzel yapılarla süslü büyük bir şehir haline getirmiştir. Süleyman Bey, zamanının Anadolu'daki en kudretli derebeyi sayılıyordu.

Bu sıralarda Güney'in kuvvetlenmeye başlamış olan meşhur derebeyi ailesi Kozanoğulları'nı ezerek Maraş ve Elbistanı almış, hatta Tarsus ve Harput'u da kendine bağlamış.

1808 yılında İstanbul'da devlet ile ayanlar arasında iki tarafın hakkının tanınacağına dair yapılan toplantıda o da bulunmuş ve hazırlanan anlaşmayı (ittifak senedi) imzalamıştır.

1814 yılı başında Süleyman Beyin ölümü üzerine, kendisine bağlı bulunan yerler tekrar Osmanlı'ya geçmiş ve ailenin siyasal erki büsbütün ortadan kalkmıştır."

--------------------------------------------
(*) Türk Ansiklopedisi, Cilt XI, Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara 1963 - Milli Eğitim Basımevi. 

(**) Mirimiran = Beylerbeyi, Mehmet Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, s.545., M.E.B., 1993.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme