Eğer yanılmıyorsam Ankara vapuru Batı Akdeniz’e, İzmir vapuru Doğu Akdeniz’e sefer yapıyordu. Yahut dönüşümlü oluyordu.
Arkadaşlarım kendi aralarında gruplaştılar. Ben yurtdışından gelecek Alman misafirim Hans – Jürgen’in imtihanlarının bitiş tarihine göre yer ayırtacaktım.
Grimme ailesini yakından tanıyan Alman asıllı yengem Leyla Maskar da bizimle gelmek istedi.
Çok sevindik.
***
Doğu Akdeniz seferini seçmiştik. Avrupa’yı iyi bilen bizler, hiç bilmediğimiz Anadolu sahillerini denizden görmek istiyorduk.
3 Eylül tarihi üçümüze de uygun geldi.
Ocak ayının ilk haftasında yerimizi ayırtmak için Devlet Deniz Yolları’nın Ankara’daki bürosuna gittiğimde birinci mevkide yer kalmadığını ancak ikinci mevki için bir şeyler yapmaya çalışacaklarını söylediler.
Dediğim gibi çok rağbet vardı. Dokuz ay önceden neredeyse tüm biletler bitmişti.
Aslında birinci mevki ile ikincisi arasında hem fiyat açısından, hem ikram bakımından pek bir fark yoktu. Sadece iki mevki arasında bir kapı vardı ve ikinci mevki yolcularına bu kapı kapalıydı.
Bu pek hoşumuza gitmedi. Gemide ikinci sınıf insan muamelesi görecekmişiz gibi geldi.
Yengem ve benim için iki kişilik, Alman misafirim için de dört kişilik bir kamarada yer ayırtabildim.
***
Ağustos başında beni üzen bir şey oldu.
Tiryakisi olduğum sigarayı bırakmak zorunda kalmıştım.
Sigarasız bir Eylül mehtabının hiç keyfi olamazdı.
Böyle düşünüyordum.
***
3 Eylül’de İstanbul’dan başlayacak olan bu gezi 15 Eylül’de gene İstanbul’da bitecekti.
12 gün denizin üstünde olacaktım.
Hiç bir deneyimim yoktu.
Acaba içim sıkılabilir miydi ?
Yanıma kitaplarımı ve dergilerimi aldım.
Ama deniz beni öylesine oyaladı ki kitaplarımdan hiçbirinin kapağını bile açmadım.
Ve mehtabın sigarasız da aynı güzellikte olduğunu bu gezide öğrendim.
***
Nihayet hareket günü geldi.
Şık ve temiz giysilerimiz, hoş görüntümüz, görgülü tavırlarımızla hemen fark edildik.
Geminin kaptanı, galiba süvarisi deniliyor, hemen birinci mevki ile ikinci mevki arasındaki kapıyı açtı.
***
Gemi saat 12.00’de hareket etti.
Kamaralarımıza yerleştikten sonra yemek salonuna gittik. Bizi bir garson karşıladı. Dört kişilik bir masaya oturttu. Kahvaltı ve yemeklerimizi hep aynı masada yiyeceğimizi, kendisinin de yol boyunca bize hizmet edeceğini söyledi.
Yengem hemen garsona iyi bir bahşiş verdi. Bu yengemden öğrendiğim pek çok şeyden biriydi.
Bahşişi peşin vermek.
***
Marmara Denizi’ne girer girmez geminin buzdolabı bozuldu. Eh! Elbet bir çaresine bakarlardı. Pek etkilenmedik.
Ama Marmara’dan çıkar çıkmaz radarı bozulunca benim Alman misafirim soluğu Kaptan Köşkü’nde aldı. Bir daha aşağıya inmeyecek diye çok korktum.
Ama kaptanın gözlerinin radar gibi, hatta radardan da daha iyi gördüğüne tanık olunca huzur içinde, geç vakit aşağıya indi.
***
Gemi gün boyu uğradığı limanlarda kalıyor, geceleri yol alıyordu. Giderken İzmir, Marmaris, Antalya ve İskenderun’a uğradık.
İskenderun’da bir gece kaldık.
Bundan istifade Antakya’ya gittik ve dünyaca ünlü Mozaik Müzesi’ni gezdik.
***
Dönüş yolunda Mersin (Silifke), Anamur, Alanya, Antalya, Finike, Kaş, Fethiye, Bodrum, Güllük, Kuşadası, İzmir üzerinden İstanbul’a geldik.
Gemi durduğu limanlarda mal aldı, mal verdi.
Yolcu indirdi, yolcu bindirdi.
Bizler de tarihi yerleri gezdik.
***
İzmir Vapuru Bodrum’da yarım gün kaldı.
Bizi bir motora bindirdiler ve denize girmek için bir yere götürdüler.
Gittiğimiz yerin küçük bir ada olduğunu zannettim.
Burası, üzerinde hiç hayat olmayan, ağaçsız, yeşilliksiz, taşlı, topraklı, acaip bir kara parçasıydı.
Yıllar sonra Bodrum’un yerlilerinden burasının Bardakçı olduğunu öğrenecektim.
***
Sonra limanı ve kasabayı dolaştık.
Dar sokaklar, kendi halinde insanlar, değişik ürünler satan dükkanlar, küçük beyaz evler ve o evleri sarmalayan Konsolos Çiçeği dedikleri ağaçlar ...
Bodrum’u çok sevdim. Ve bu sevgi benim yıllarca kara yolu ile Bodrum’a gitmemin ve orada bir ev yapmamın başlıca nedeni oldu.
eski Bodrum......Ne güzelsin
YanıtlaSilEski Bodrum ne güzelsin, o günlerin Bardakçısına dönmek için neler vermezdim...
Çok haklısın. Eski Bodrum gerçekten çok güzeldi. Yoksa ona gönül verir miydik?
YanıtlaSil