6 Nisan 2010 Salı

36.5 ŞİMDİ SIRA SOL KALÇAMDA

Kendimi iyi hissetmeye başladığım an sol kalçama yapılmasını istediğim protezin hayallerini kurmaya başladım. Kimseye bir şey söylemiyordum ama kararlıydım.

Ve bir sabah Dr. Ayhan Nedim Kara’nın Vakıf Gureba’daki odasının kapısından içeri girdim. Umutla.

Ayhan Bey bana uzun bir liste verdi. O listede yazılı olanların hepsini yaptırdıktan sonra gidecektim. Hastanede yaptırmam çok zor olacaktı. Çünkü hastaneye sabaha karşı gidilecek, saatlerce kuyrukta beklenecek, belki o gün başarılı olunamayacak, ertesi gün tekrar gidilecekti. Bu nedenle Üsküdar’daki Kızılay Tıp Merkezi’nde yaptırdım. Belgelerimle Dr. Ayhan Bey’e gittim.

Ayhan Bey elimdeki belgelere rağmen bir de aort ameliyatımı yapan doktordan belge istedi. Dr Altuğ Bey, “Kardiak açıdan operasyon olmasında bir engel yoktur” diye bir kağıt verdi. Ama bu kâğıt da yetmedi Dr. Ayhan Bey’e. Vakıf Gureba Hastanesi’nin Dahiliye, Anestezi ve Kardiyoloji uzmanlarından da onay istiyordu. Ayhan Bey böyle bir Ayhan Bey.

Kolay olmadı Üsküdar’dan Vakıf Gureba’ya her gün gitmek. Kendime tekerlekli bir iskemle almıştım. Çünkü hastanenin uzun koridorlarında artık yürüyemiyordum.

Teyzemin torunu Haluk Erbel’in sürücüsü Şadi Doğru Üsküdar’a geliyor, tekerlekli iskemlemi bagaja koyuyor, beni arabanın önüne oturtuyor, Vakıf Gureba’ya götürüyordu. Hastanenin kapısında iskemleye oturmama yardımcı oluyor ve o bitmez tükenmez koridorlarda beni doktor doktor dolaştırıyordu. "Nedir bu patronun teyzesinden çektiğim” demiyordu. Aksine güler yüzle, kalbinin tüm güzelliği ile yapıyordu. Ama ben artık doktorların kapısında gün boyu beklemekten yorgun, bitkin, bıkkın ağlıyordum.

Ayhan Bey, nihayet, beni ameliyat edeceğini söyledi. Yalnız özel odanın boşalmasını bekleyecektim. Çünkü Vakıf Gruba Hastanesi’nin 2 No.lu Ortopedi Kliniği’nde bir tane özel oda vardı.

Çantalarımı antreye dizdim. Tipik bir başak burcu kadını olarak hazırladım onları. Birinde hijyenik hastane bezleri, tuvalet kağıtları, kağıt havlular, kâğıt peçeteler kâğıt mendiller. Diğerinde iç çamaşırları, pijamalar, gecelikler, çoraplar, küçük ve büyük boy havlular. Ayrı bir çantada kolonya, pamuk, gülsuyu, diş macunu, diş fırçası, sabun, saç kurutma makinesi, tarak ve fırça. Terlik ve patik öteki çantada. Reçel, peynir, kek, akide şekeri ve çatal, bıçak, kaşık, tabak, bardak mutfak çantasında. Kitap ve dergiler el çantasında.

Bu üçüncü ameliyatımdı. Bilinçli olarak hazırladım çantalarımı. Refakatçime de gösterdim. Herhangi bir şey lazım olduğunda kolayca bulması için. Ama o, “ne gerek var bu düzene” dedi. Hastaneden çağrılacağım günü biraz da heyecanla bekliyordum. Nihayet beklenen telefon geldi. Genç asistan, benim hemen yarım saat içinde hastanede olmamı istiyordu. Ona diyordum ki, ben hazırım, çantalar da hazır, hatta refakatçim de. Ama önce Haluk Erbel’e telefon etmeliyim. Acaba onun arabası hazır mı?

Eğer hemen gitmezsem odayı başka bir hastaya vereceklerini söyledi. Zaten o odadaki hasta öldüğü için sıra bana bu kadar çabuk gelmişti. Böyle söylüyordu genç asistan telefonda.

Haluk’a bana araba göndermesi için telefon etmeden önce Reiki Ustam Ali Murat Güldoğan’a telefon ettim. Odayı mor ışıkla mikroplardan arındırması için. Hangi birini düşüneyim? Ölen hastayı mı? Odayı mı? Yatağı mı?

İki gün sonra gittim hastaneye. İnsan alışıyor. Her şeye alışıyor.

Elimdeki tüm belgelere karşın, ki bir kısmı Vakıf Gureba Hastanesi’nin dahiliye, anestezi ve kardiyoloji kısımlarından onaylıydı ama Dr. Ayhan Nedim Kara aynı tetkiklerin tekrar yapılmasını istedi. İlle de çok çok emin olacak.

Bu tetkikler iki hafta sürdü. Bu arada almakta olduğum aspirin ve Coumadin kesildi. Kesilen Coumadin’in yerine karnımdan iğne yapıldı. Anestezi Asistanı Dr. Ali Doğan hemen her gün, bazen günde iki kez odama geldi ve dosyamı tetkik etti. Bu duruma Haluk çok şaşıyordu. Ben şaşmıyordum. Çünkü Ayhan Bey’in ne kadar titiz bir doktor olduğunu artık biliyordum.

Ayhan Bey benim ameliyatımı dokuz doktorla beraber yaptı. Doktorlardan ikisi anestezi uzmanıydı. Hoca ve asistanı. Bu da Ayhan Nedim Kara farkıydı.

İlk protez ameliyatımın aksine doktorların hepsi ameliyathanedeydi. Ayhan Bey bekleniyordu. Ayhan Bey geldi. Yattığım yerden hafifçe başımı kaldırdım, “Efendim, bu ameliyathane mor ışıkla tüm mikroplardan arındırıldı, size de iki gündür Reiki gönderiliyor” dedim. Başını iki doktorun arasından bana doğru uzattı, “Alıyorum efendim, alıyorum” dedi.

Sonrasını hatırlamıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder