Hakkı beyin çatı katında kiraladığım odamda sabahları erkenden uyanırdım.
Sabahın sessizliğinde çekiç sesi duymak için kulaklarımı uzatırdım.
Bazen duyar gibi olur, sevinçle aşağıya inerdim.
Hayır.
İnşaatta kimseyi bulamazdım.
Gelirler diye beklerdim.
Ama gelen olmazdı.
***
Çünkü o gün hava güzeldir.
Usta kuş vurmaya gitmiştir.
Yahut bir gece önce çok içmiştir.
Sahilde uyuya kalmış, hastalanmıştır.
Seramik ustası Kürt Mehmet (Akgün), "abla, sıkma canını" derdi.
Komşularım ise, "üzülme, üzüntüden evine giremeden ölenler oldu" diye nasihat ederlerdi.
***
Günlerden bir gün bisikletli bir bey geldi inşaata.
İki hafta için inşaat ustamı istedi.
Çok zor durumda olduğunu söyledi.
Ben de çok zor durumdaydım.
Ayrıca çok da kötü bir deneyimim vardı.
Ama o kadar efendi bir beydi ki kendisini hiç tanımadığım halde teklifini kabul ettim.
Sonradan bu beyin Bodrum Belediyesi'nde Tahsildar olarak çalışan Mehmet Okdemir olduğunu öğrendim.
Mehmet bey sözünde durdu ve İki hafta sonra ustayı geri verdi.
Bu efendi insan ne yazık ki bitirdiği evin içine giremeden öldü.
Çok üzüldüm.
İyi ki ustayı vermiştim.
Yoksa kendimi çok suçlardım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder