12 Nisan 2010 Pazartesi

24.2.31 GAZETECİLİK

Olmayı çok istediğim iki meslekten biri öğretmenlik diğeri gazetecilikti.

Evcilik oynamak yerine, okulculuk oynardım. Karşımda öğrenciler varmış gibi ders anlatırdım. Hatta sıra lisan dersine gelince, Fransızca konuşuyormuşum gibi yapardım.

Annem beni sessizce izlermiş. Yıllar sonra bana anlatmıştı. En çok da Fransızca konuşmamı beğenirmiş.

Nasıl yapmışsam.

Şimdi yap deseler yapamam.

***
Ankara Kız Lisesi'nde, 9. sınıfta, iki yıl üst üste geometriden başarılı olamayınca elime belgemi verdiler ve beni kapının önüne koydular.

Böylece öğretmen olma şansımı yitirmiş oldum.

Gazetecilik ise o yaşlarda, özellikle bir genç kız için, yapılması pek kolay mesleklerden değildi. Ama bir fırsat çıktı. Annemin bir ahbabının kocası Nihat Tangüner, Politika adında, haftalık bir gazete çıkartıyordu. Ve benim gibi birine ihtiyacı vardı.


Nihat bey benim yüksek okulların müdürleri, üniversitelerin dekanları hatta rektörleri ile röportaj yapmamı istiyordu.

İlk konuşmayı Yüksek Ziraat Enstitüsü ile yapacaktım.

Konuşmayı yaptım. Yazıyı hazırladım. Nihat beye götürüp verdim.

Nihat bey annemi aramış. Yazıyı kimin yazdığını sormuş. Annem, "kendisi yazdı" demiş. Nihat bey inanmamış. Annem de, "bizim yazacak başka kimsemiz yok ki" demiş.

Nihat bey, inanmadığı halde, yazdığım yazının tamamını olduğu gibi basmış ama İleri, ideal Türk ziraatinin kalbi tarlalarsa nabzı burasıdır... başlığını kendisi atmış.



Nihat bey ikinci röportaj için beni DTCF'ye gönderdi. Bu kez, Dekan Melahat Özgü inanmadı benim röportaj yapmak için gazete tarafından gönderildiğime. Haklıydı. Gerçi 17 yaşındaydım ama ufak tefek olduğum için daha küçük gösteriyordum.

Ne yazık ki ikinci yazı çıkana kadar Politika ekonomik sıkıntılardan dolayı kapandı.

Benim de gazetecilik hayatım bu kadarla kaldı.

***
2004 yılında Bodrum’da Yarımada Gazetesi'ne "Okullar Açıldı” diye bir yazı yazdım.

Ve Muğla Gazeteciler Cemiyeti'nin düzenlemiş olduğu geleneksel 12. Basın Ödülleri yarışmasında "Yerel - Günlük Toplumsal" dalda birincilik ödülü aldım.

17 yaşındaydım Politika gazetesinde yazım çıktığında.

77 yaşındaydım ödül aldığımda.

Hayatta hiçbir şey geç değil.

17 yaşında...

77 yaşında...

3 yorum:

  1. "Yedisinde neyse 70'inde o" lafını sizin bu resminize bakarak mı söylemişler acaba? Tatlı bakışınız hiç değişmemiş. Bu arada sizin 15 yılda yazdıklarınızı ben bir-iki saatte okuyuverdim. Elinize sağlık... Sevgiyle... Arzu Karamani

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Karamani,
      Satırlarınız 2012'in bana armağanlarından biri oldu. Çok teşekkür ederim. Sevgiyle kalın.

      Sil