16 Eylül 1983 Cuma

25.5.3 ENTES A.Ş.

Sevgili Orhan Karul’a da bir CV vermiştim. ENTES’in sahibi Ahmet Özköseoğlu liseden sınıf arkadaşıydı.

Genel Müdür Yavuz Kılıç beni bekliyordu. Gittim. Konuştum. "Biraz düşüneyim" dedim. Çünkü çok az para veriyorlardı. Ben ortalarda görünmeyince Genel Müdür, "acele edin, elimizden kaçıracağız, eğer teklif ettiğimiz maaşı az bulduysa gelsin bir daha konuşalım" dedi.

Büyük ümitlerle gittim.

Genel Müdür benimle uzun uzun konuştu ve sonunda beni şirkette yıllardan beri çalışanların önüne geçiremeyeceğini söyledi.

O zaman neden, "gelsin bir daha konuşalım" demişti?

Şimdi nasıl bilmiyorum ama o yıllarda holdingler ya da büyük şirketler birbirlerine eleman kaptırmamak için aynı göreve aynı ücreti veriyorlardı. Yüksek ücreti ise ancak küçük şirketler veriyordu. Tabii onlar daha az güvenilir işyerleriydi. Kararı çalışan verecekti.

Sonunda ENTES'e teslim oldum. İşe başlar başlamaz ilk işim dokümanları Onlu Tasnif Sistemi'ne göre düzene koymak oldu. Sonra da dosyalar üzerinde çalıştım. Özellikle hazırladığım bir ihale dosyası yalnız ENTES için değil, kendim için de örnek bir dosya oldu.

Altı ay sonra Haberleşme Bölümü'ne Şef oldum.

ENTES'i çok sevdim. Az para veriyorlardı ama dürüst insanlardı. Örneğin, bir ihaleye giriyorlardı. İkinci oluyorlardı. Ama birinci olmak için hiçbir eylemde bulunmuyorlardı. Hemen ertesi günü yeni bir ihale için çalışmaya başlıyorlardı. Böyle bir işyerinde çalışıyor olmaktan memnundum.

Ama kısa bir süre sonra ayrılmak zorunda kaldım. Çünkü, Kabataş'tan Gayrettepe'ye otobüs ile gitmek bana zor gelmeye başladı. Bunun nedeni otobüse binme beceriksizliğimdi.

Ankara'da günde iki defa CENTO'nun CD plakalı özel arabasıyla işe gidip gelen ben, sıcak odaların konforlu koltuklarında otururken, "ben halkım, ben halkım" derdim. İstanbul'da otobüse bindiğim ilk gün halk olmadığımı anladım.

İşten çıktığım bir gün, duraktaki otobüse koşarken beni görmezden gelen şoförün yüzünden 45 dakika yağmurun altında kaldım.

Ve o gece bu durumu teyzemin torunu Haluk Erbel’e ağlayarak anlattım. O da BEKA İnşaat ve Taahhüt Limited Şirketi’nin üç ortağından biri olan Haluk Kaya’ya benden bahsetti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder