8 Kasım 1990 Perşembe

19.10.6 HARUN TÜRKŞEN

Sevgili Mazhar Vardar bana Harun Türkşen’in bir rölyefini hediye etmişti.

Adı "Sabırlık".

Sabırlık, sanatçının da hazır bulunduğu, hatta çivisini kendisinin çaktığı, bir törenle duvarıma asılmıştı, 2004 yılının 23 Kasım günü.

O gün her yeni tanışmada olduğu gibi birbirimizi tanımaya çalışmış ve bu dostluğu sürdürmek arzusu ile vedalaşırken “Sizi öpebilir miyim” demişti. Ben de “Tabii” demiştim.

Banim yarı yıl İstanbul’da, yarı yıl Bodrum’da oturuyor olmam nedeniyle ikinci buluşmamız gerçekleşemedi. Ama ben 2004’ü 2005’e bağlayan gece için hazırladığı yeni yıl kutlama kartını o günün hatırası olan aşağıdaki fotoğraflarla süslemiştim.

Solda Mazhar Vardar, ortada ben, sağda Harun Türkşen 



Harun Türkşen’in o gün beraberinde gelen hanım, ben ve Harun Türkşen.



Harun Türkşen’i yalnız kendinden değil, BEDRİ KORAMAN’ın, YAVUZ TANYELİ’nin, AYFER KARAMANİ’nin yazdıklarından da tanımıştım.

BEDRİ KORAMAN “Harun Türkşen, insana eserlerini yaratırken yanında bulunma isteği aşılıyor. Doğa sevgisini insanın yüreğine yüreğine nakışlıyor… yerleştiriyor… Büyük bir sanatçı ile karşı karşıya olduğunuzu anlıyorsunuz.”

YAVUZ TANYELİ “Ben Harun Türkşen’e baktığım zaman karşımda bir tür derviş görüyorum. Rölyefleri her yeri betonla kaplı bir şehir içinde beyaz bir tasavvuf bahçesi gibi, bakarsan görünür, bakmazsan kaybolur. Minimal bir durum.”

AYFER KARAMANİ “Renksizlik içinde rengi, saflığı, doğallığı ve bütününde detayı görebiliyorsunuz. Harun Türkşen’in yolu açık olsun.”

Harun Türkşen 1953 yılında Erzurumda doğmuş. 1973 yılında Kara Harp Okulu’ndan mezun olmuş. 1976 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ayrılmış. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne misafir talebe olarak devam etmiş. Bedri Rahmi Eyüpoğlu atölyesinde Ressam Necati Ayden ile çalışmış.

İlk atölyesini 1979’da İstanbul’da açmış. Amerika’ya gitmiş (1981-1988). Sante Fe’de Kızılderili sanatını araştırmış. Uzun yıllar demir ve bakır rölyefler üzerinde çalışmalarını sürdürmüş. 1997 yılında Bodrum’a yerleşmiş.

Yukarıdaki satırları keyifle yazarken birden durakaldım. Çünkü başarılı geçen ameliyatlarımın sevinci ile Bodrum’a gitme hayallerini kurduğum bir sırada geldi acı haber. Çok sarsıldım.


“Hayatta yalnız yaşadım, cenazem kalabalık olsun” demiş. İnsan sormadan edemiyor. Bir sanatçı, hem de böyle bir sanatçı, nasıl “Yalnız” olabilir.

Ama gerçek, arabasına bindiği doktorla yaptığı konuşmada saklı. Çünkü doktora bu kararından nasıl vaz geçeceğini sormuyor. “Acısız ve kesin bir yöntem” öğrenmek istiyor. Yani kararlı. O gün olmazsa başka bir gün muhakkak olacak.

Nitekim Dereköy’deki evinin balkonunda intihar etmiş. Köy ve beldelere yaptığı Atatürk heykelleri ile tanınan Türkşen büyük üzüntü yaratmış. İki kez evlenip boşanmış. Ölüm ilanında “Işıl ve Nil’in sevgili babası” diye yazıyor.

Yıllar sonra messenger’dan genç bir  bey aradı beni. Arayan beyin kız arkadaşı Harun Türkşen’in kızıymış. Ve benden babası hakkında bilgi istiyormuş. Örneğin, babasının mezarının nerede olduğunu soruyormuş.

Ben bilmiyordum ama bileni biliyordum. Yardımcı oldum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder