30 Ekim 1990 Salı

36.9 NATUREL 2013

Reiki Master Ayça Tan Ulusoy’un Meditasyon’u 2013 yılının 15 Aralık Pazar günü WORKSHOPLAR’daki sıralamaya göre 12.30’da başlayacaktı. Ayça Tan'ı 2003 yılında Barış Manço Kültür Merkezi’nde yaptığı Meditasyon sırasında tanımıştım.

Beni oraya Ali Murat Güldoğan (Murat Hoca) götürmüştü.

Bir tiyatro ya da sinema salonundaydık. Ayça Tan sahnede oturuyordu. Her yer karanlıktı. Çok alçak sesle bize renklerden ve renklerin öneminden söz ediyordu.

Herhalde bir saatten fazla sürmüştü. Bitiminde aşağı indi. Yanına gittim. Kendimi tanıttım. 1’inci, 2’nci ve 3’üncü derecelerimi Reiki Master Makbule Çelik’ten aldığımı söyledim. Ve, “Ben renk göremiyorum” dedim.

Hiç önemi olmadığını, çünkü başımda çok güzel bir ampul yandığını söyledi.

Sonra bir fırsatını buldum, bir kaç güne kadar Bodrum’a gideceğimi, evimin müsait olduğunu, kendisini misafir edebileceğimi söyledim.

Hoş karşıladı. Ama ne yazık ki gerçekleşemedi.

O günlerde bir sorun yaşamaktaydım. Örneğin, Üsküdar’daki evimde koltukta otururken, arkamda biri sigara içiyordu. Ve sigaranın kokusu beni çok rahatsız ediyordu. Çünkü sigarayı bıraktığımdan beri sigara kokusuna katlanamaz olmuştum. Koku önce başımı ağrıtıyor, sonra midemi bulandırıyor, daha sonra da kusacak hale getiriyordu.

Koku, dönüp arkama bakacak kadar yakınımdaydı. Ve o kadar sahi idi.

Bunları yazdım ve Ayça Tan’ın posta kutusu adresine gönderdim.

O yıllarda Bodrum’a otobüsle gidiyordum. Gece Harem’den biniyor, sabah Bodrum’da iniyordum.

Evin kapısından içeri girmiştim ki telefon çaldı. Ayça Tan beni arıyordu. Ve “Sigara kokusu hoş bir koku değil, onu hemen ‘sevgiyle’ geri gönderin” diyordu.

Gönderiyordum ama gitmiyordu. İnat ediyordu. Sonunda benim inadım kazandı.

Koku gitti. Ve bir daha da gelmedi.

İstanbul’a geldikten sonra Ayça Tan’ın meditasyonlarına iki kez katıldım. İlki kalp ameliyatımdan önce (2004) ikincisi kalp ameliyatımdan sonra idi (2005). Çok yararlandım.

Ben sorularımı Ayça Tan’a soruyordum. O da sıra dışı bir dostluk kurduğu THYO’ya soruyordu. THYO Ayça Tan’a cevap verirken ben söylediklerini duyuyordum. Tabii bu vesile ile bilmediğim pek çok şeyi de öğreniyordum.

Ayça Tan seçilmiş biriydi. THYO adını verdiği biri ile irtibat halindeydi.

Sonra uzun bir sessizlik dönemi oldu. Çünkü Ayça Tan Ankara’da oturuyordu. Türkiye’nin her yerine gittiği gibi İstanbul’a da geliyordu. Ama tekrar buluşmak bir türlü kısmet olmuyordu.

15 Aralık 2013 Pazar günü Askeri Müze’deki Meditasyon’dan önce koridorda karşılaştığımızda ve birbirimize özlemle sarıldığımızda, eşine beni şöyle tanıtıyordu: “Hatırlayacaksın sana bir kapı resmi göstermiştim. Resmin arkasında, ‘Bu kapı kapalı duruyor ama, dostlara her zaman açık’ diye yazıyordu. İşte o kartı bana gönderen bu hanımdı” dedi.

Belki on yıl önce gönderilmiş bir karttı. Hatırlıyordu. İnsanlar sebepsiz sevilmiyordu.

O gün saat 12.30’da büyükçe bir salonda toplandık. Kulaklarımın giderek daha az duymaya başladığını kendisine söylediğim için beni kendine yakın bir iskemleye oturttu. İskemleyi de kendi taşıdı. “Ayrıntı" demeyin. Unutmayın. “Ayrıntı" uygarlıktır.

Meditasyon başlamadan az önce ortağı-yardımcısı Gündüz Saka arkama geçti. Ellerini omuzlarıma koydu. Biraz durdu.

Sonra, gözlerimizi kapattık, nefesimizi aldık, ellerimizi dizlerimizin üzerine koyduk ve Meditasyon başladı. Çok kısa bir zaman sonra ellerim ısındı. Hatta terledi.

Ayça Tan, her zamanki yumuşak ve sevecen sesi ile bize bir şeyler söylemeye başladı. Ve bir saat boyunca söylemini sürdürdü.

Bu kez davulu ile gelmişti. Önce yeğeni Oytun Çölok çaldı. Sanki tempo tuttu, Ayça Tan’ın söylediklerine.

Gündüz Saka ise oturanların arasında dolaşıyordu.

Sonra Ayça Tan başladı. Parmak uçları ile davul çalmaya. Bambaşka bir şeydi. Neydi derseniz, inanın ne olduğunu söyleyemem.

Aynı anda birçok şeyi birden yaşadım. Dinlendim. Yoruldum. Rahatladım.

2003 yılını bir milat olarak kabul ediyorum.
Ayça Tan’ı tanıdığım için. Füsun Ekicigil ile arkadaş olduğum için.
Ali Murat Güldoğan (Murat Hoca) ile tanıştığım için.
15 Aralık 2013 hatırası.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder