Yolumun üzerindeki Karya Oteli'nin önünde İffet'le ahbaplık ederdim.
Melek hanımla selamlaşırdım.
İstanköylü Fatma ile dertleşirdim. Çünkü o da benim gibi ağrılarından şikayet ederdi.
Sadece ağrılarından mı? Bunalımlarından da. İlaç tedavisi görmektedir. Hâlâ savaşın etkisindedir. Almanların mezalimini anlatır.
Sonunda bu "yaka"ya gelmişti ama "yaşadıklarını" da beraberinde getirmiştir.
Göç, göçtür.
İster bu "yaka"dan o "yaka"ya, ister o "yaka"dan bu "yaka"ya olsun.
Ama nedense, hep bu yakadan gidenler için anlatılır, yazılır, ağlanır da gelenler için pek anlatılmaz, yazılmaz, ağlanmaz.
***
Ne yazık ki artık yolumun üzerinde ne İffet, ne Melek hanım ne de İstanköylü Fatma var.
Onları çok özlüyorum.
Yalnız onları mı?
Her sabah beraber yüzdüğüm Gönül Üner’i de.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder