23 Ağustos 1990 Perşembe

37.21 BAYILMAK

(30 AĞUSTOS 2005)

14 Ağustos 2005 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde Ali Sirmen, makalesinin bir yerinde şöyle diyor:
“Ray Bradbury’nin eşsiz bilim kurgu eserinin başkahramanıdır, ormana sığınmış kişi. Ve o bir itfaiyecidir. 
Bu garip ülkede itfaiyeciler, direnişin baş musibet olarak görüldüğü kitapları yakmak görevi üstlenmişlerdir. 
Ray Bradbury’nin bu enfes bilim kurgu romanı Fahrenheit 451’i, Fransız yeni dalga sinemacılarının önde gelenlerinden François Truffaut, 1966 yılında filme çekti, baş rolünü de gözde oyuncularından Oscar Verner’e oynattı. 
Filmin en ilginç sahnelerinden biri de, görevi gereği yakmak zorunda olduğu kitapları gizlice okumak tutkusuna kapılan kahramanımızın, yakalanınca, itfaiye komutanı önünde ifade verirken bayılmasıdır. 
Truffaut, daha sonra yaptığı bir söyleşide şöyle diyordu:
-Ne zaman güç bir durumda kalsam, şimdi bayılsam da kurtulsam duygusunu duyardım. Burada da o duyguyu anlatmaya çalıştım.”
***
Bu duyguyu ben de çoğu zaman duymuşumdur. Ama en çok da günümüzde haberleri dinlerken, Güneydoğu’daki bir çatışmada şehit düşen erlerimizin isimleri okunurken, “bayılsam da duymasam” diyorum.

İlk günden beri hep şunu söyledim: Eğer zamanında Doğu’ya sanayi gitmiş olsaydı, bugün bir Kürt sorunu olmayacaktı. O günlerin az sayıdaki sanayicileri fabrikalarını İstanbul’un civarına taşımak yerine Doğu’ya taşısalardı bugün bir PKK sorunu olmayacaktı. Çünkü kalkınma tüm Anadolu’ya eşit olarak yayılacaktı. Ben bütün sorunların temelinde ekonominin yattığna inanıyorum.

***
9 Ağustos 2005 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde Cüneyt Arcayürek, Adalet Ağaoğlu’nun Akşam Gazetesi’ne, “Kurtuluş Savaşı, askeri darbedir” diye demeç verdiğini yazdı.

Böyle beyanatları duymamak için de en iyisi bayılmak.

Ama bayılmadan önce Turgut Özakman’ın “Şu Çılgın Türkler” kitabının, okumakta olduğum 28. basımını bitirmek, başta anlı–şanlı edebiyatçımız Adalet Ağaoğlu olmak üzere 7’den 77’ye herkesin bu kitabı okumalarını önermek istiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder