8 Nisan 2010 Perşembe

35. ÇAĞDAŞ YAŞAMI DESTEKLEME DERNEĞİ (ÇYDD)

1995 yılı Ağustos ayında Cumhuriyet gazetesinde ufak bir ilan gördüm.

İçinizde veya çevrenizde ülkemiz için çalışma potansiyelinin varlığını hissediyorsunuz, 
ama nasıl ve nereye yönlendireceğinizden emin değilsiniz.
ÇAĞDAŞ YAŞAMI DESTEKLEME DERNEĞİ'ni
aramanız, yaşamınızda yeni bir ışık yaratabilir.

İlanın altındaki numaraya telefon ettim. Cumartesi günleri saat 14.00'te dernek merkezinde toplandıklarını söylediler.

Derneğin Genel Başkanı'nın Prof. Dr. Türkan Saylan olduğunu biliyordum. Çünkü Cumhuriyet Gazetesi'nde devamlı yazıları çıkıyordu. Kendisine çok saygı duyuyordum ve yakından tanımak istiyordum.

Bir Cumartesi günü verilen adrese gittim. 20 kişi kadardık. Genç bir dernek üyesi, derneğin dünü, bugünü, yarını hakkında, 45 dakika süren, görüntülü bir konuşma yaptı. Sonra Sayın Saylan konuştu. Çok etkilendim. 

Hepimize birçok sorudan oluşan Gönüllü Çalışma Formu dağıttılar ve hangi konularda yardımcı olmak istediğimizi işaretlememizi istediler. Ben o anda hangi konuda yardımcı olacağıma karar veremediğim için bir işaretleme yapmadım. Derneğin yayınlarından aldım, eve döndüm.

Ertesi günü, 27 Ağustos 1995 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde Deniz Som'un Vaziyet köşesinde ÇYDD ile ilgili bir yazı okudum. "Üç Seçeneğiniz var" diye başlayan yazı, "ya olup bitenleri yok sayacağız, ya uzaktan seyredip yalnızca şikayet edeceğiz, ya da bir ucundan tutmak üzere işin içine gireceğiz" diye bitiyordu.

İşin ucundan tutmak istiyordum ama hangi ucundan tutacağımı bilemiyordum.

O gün Merkez’den aldığım yayınlar içinde Bir Işık da Siz Yakın kampanyası ile ilgili bir broşür vardı. Bu kampanyanın amacı üniversite öğrencilerine burs sağlamaktı. Broşürünün arka kapağında şöyle bir öykü vardı:

Yazılarını yazmak üzere okyanus sahillerine giden bir yazar, sabaha karşı sahilde dans eder gibi hareketler yapan birini görür. Biraz yaklaştığında, bu kişinin sahile vuran denizyıldızlarını okyanusa atan genç bir adan olduğunu fark eder.

Yazar, genç adama yaklaşarak sorar:

- Neden deniz yıldızlarını okyanusa atıyorsun?

Genç adam yanıtlar:

- Birazdan güneş yükselip, sular çekilecek. Onları suya atmazsam ölecekler.

Yazar devam eder:

- Kilometrelerce sahil ve binlerce denizyıldızı var. Ne fark eder ki?

Genç adam yazarı dinledikten sonra yerden bir denizyıldızı daha alır ve okyanusa fırlattıktan sonra yanıtlar:

- Onun için fark etti.

Yazar, genç adamın yaptığının, olup biteni izlemek yerine bir şeyler yapmak olduğunu anlar ve ona katılarak bütün sabahı okyanusa denizyıldızı atmakla geçirir.

***
Evet! benim de bir deniz yıldızını okyanusa atmam gerekiyordu. Hemen ne kadar arkadaşım, dostum, ahbabım, tanıdığım, komşum varsa bir liste hazırladım. Onlar da benim gibi Atatürk ilke ve devrimlerine yürekten bağlı insanlardı.

Bir Ön Bilgi sayfası düzenledim. Bunu yapmaktaki amacım, ÇYDD’ye ve özellikle Prof. Dr. Türkan Saylan’a duyulan güvenin tıpkısını dostlarım da bana duydukları için onlara, “bu işte ben de varım” demekti.

Ve onay almak için elden Genel Merkez'e gönderdim. Acaba cevabı ne zaman gelir diye düşünürken, aynı gün, Prof. Saylan, telefon etti ve onay verdi.

Eğer ÇYDD bugünkü boyutlarına ulaşmışsa Derneğin başında bir Türkan Saylan olduğu içindir.

***
Bu onayı aldıktan sonra İlk başvuruyu teyzemin torunu Haluk Erbel'e yaptım. Daha sözümü bitirmeden, "tamam Olcay abla" dedi.

Bana, "bir burs veririm" demişti. Ama derneğe üç üniversite öğrencisine burs vermek istediğini bildirmiş. Halbuki o günlerde Teknik Üniversite'de de okuttuğu öğrenciler vardı.

Çok duygulandım.

Sonra dört kuruluştan oluşan Üçgen Şirketler Grubu'na gittim. Bir zamanlar onlar için çalışmıştım. Şirketin ortaklarından Haluk Kaya, herbir şirket için üçer burs verdi.

Hazırladığım Ön Bilgi ve eklerini çoğalttım, adres listemde kimler varsa gönderdim. 

Bazıları tek başlarına birbuçuk milyon verecek gelire sahip değillerdi. Onar kişilik gruplar oluşturdular.

Bazıları da apartman komşuları ile ortaklaşa yaptılar.

***
Çoğalttıklarımın bir kısmını da Bodrum'a götürdüm. ÇYDD'nin üyeler toplantısına katıldım. Bir konuşma yaptım ve onlara da dağıttım.

Bodrum'daki dostlarıma elden verdim.

***
Tüm bu bilgileri ve ulaştığım insanların adını, soyadını, adresini ve telefon numaralarını kapsayan bir dosya hazırladım ve Türkan Saylan'a gönderdim.

Ve, ÇYDD'ye üye olmadığımı yazdım.

***
Sayın Saylan, "sizin derneğimize üye olmadan, bir vatandaşlık bilinci ve duyarlığı ile toplumsal projelerimize katkıda bulunmanızın hiçbir sakıncası yok, şubelerimiz de bunu çok sevinerek benimseyeceklerdir" diyor 14.12.1995 tarihli mektubunda.

***
Aynı mektupta Çapa'da 5 katlı inşaat halinde bırakılmış, 1993'den beri giderek harap olan bir okul binasına el attıklarını, Eylül sonunda öğretime açmak üzere bitirmek ve "Atatürk Çağdaş Yaşam Meslek Lisesi" olarak adlandırmak üzere, Milli Eğitim'le protokol yaptıklarını, eğer bu projede kendilerine yardımcı olursam sevineceklerini bildiriyordu.

Hemen Ankara'ya Gama'ya telefon ettim. Durumu Saim Erkan'a bildirdim. İlgililerle görüştü. Memnuniyetle yardım edeceklerini söylediler. Fakat İstanbul’daki Şantiye Müdürü ile iş yürümedi. Bunu da Sayın Saylan’a bildirdim.

İşin peşini bırakmadım.

Sevgili Müheyya İzer’den rica ettim. Aslında tüm mal varlığını ÇYDD'ye bağışlamak istiyordu.  Ama derneğin bazı deneyimleri vardı. Varisler ileride sorun çıkartabiliyorlardı. Bu nedenle böyle teklifler kabul edilmiyordu. 

Eğer bir sınıfın maliyeti ödenirse o sınıfa o kişinin adı veriliyordu. Müheyya İzer'in adı laboratuvara verildi. Çok sevindik.

***
Daha önce de yazdım. Bodrum’da ilk ÇYDD’yi sevgili Günseli Tamkoç kurmuştu. Çünkü İzmir'deki kolejden sınıf arkadaşı Prof. Dr. Nermin Abadan onun kurmasını istemişti.

***
Sayın Saylan Nisan 2007’de Bodrum’u ziyaret etti. Bu vesile ile Milliyet Gazetesi ve Metro Group’un en büyük destekçisi olduğu, “Baba Beni Okula Gönder” projesi kapsamında, yarımadada, 52 öğrenciye burs sağlandığını açıkladı ve konuşmasının sonunda, 12 yaşında, ilköğretimi bitirip evlendirilen kız çocuklarının “Satılık Gelin”ler olmamaları için ücretsiz eğitimin 12 yıla çıkartılması gereğini vurguladı.

Dilerim ilgililer Prof. Dr. Türkan Saylan’ı duymuşlardır.

***
Aradan yıllar geçti. Teyzemin torunu Haluk Erbel'e burs işini yürütüp yürütmediğini sordum. "Her yıl altı öğrenci mezun oluyor, yarine altı yeni öğrenci geliyor" dedi. Çok sevindim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme