13 Ağustos 1990 Pazartesi

19.9.1.1 DEVLET TİYATROLARI

Ankara'da tiyatro kültürümüz Devlet Tiyatroları ile başladı.

Yardım Sevenler Cemiyeti'nin Nakış Atölyesi Evkaf Apartmanı'nın giriş katındaydı.

Annem Nakış Atölyesi’nin Müdiresi’ydi. İki büyük oda atölye olarak kullanılırdı. Üçüncü büyük oda ise anneme aitti.

Atölyenin arka tarafında çok geniş bir alan vardı. Haftanın belli günlerinde, burada provalar yapılırdı. Adı Tatbikat Sahnesi'ydi.

Ben okuldan gelince, hemen, provaların yapıldığı yere giderdim. Kimse sesini çıkarmazdı. Bir köşeye oturur seyrederdim. Sanki benim için oynarlardı.

Cüneyt Gökçer, Mahir Canova, Refia Şenbay, Suat Taşer, Agah Hün, Nuri Altınok, Asuman Korad, Handan Uran, Salih Canar, Macide Birmeç (Tanır), Ertuğrul İlgin, Şahap Akalın, Melek Ökte, Ahmet Evintan, Muazzez Lutas (Kurtoğlu), Ragıp Haykır, Mediha Gökçer, Şeref Gürsoy ve diğerleri.

Onları seyretmek bir ayrıcalıktı.

Okulda arkadaşlarıma anlatırdım.

Sonra Yardım Sevenler Cemiyeti oradan çıktı.

Orası Küçük Tiyatro oldu.

Askeri Tıbbiye'de okuyan ağabeyim sınıf çavuşuydu. Arkadaşları için toplu bilet alırdı. Onlarla beraber ben de giderdim.

Anılarımda Tatbikat Sahnesi olarak yer etmiş olan o Küçük Tiyatro’ya ne zaman gitsem "Nakış Atölyesi" ile "Annemin Odası" birbirine karışır ve sahnedeki oyunla bütünleşirdi.

Daha sonraları, çalışma hayatımın bana kazandırdığı güzel arkadaşlarım sayesinde, örneğin Armağan Sancar'ın, oyun sonrası, evinde verdiği davetlerde, o çok değerli oyuncuları, daha yakından tanıma şansım oldu.

Bugün de Devlet Tiyatroları çok güzel oyunlar sergiliyor. Ama ben o yıllarda seyrettiğim "Monserrat Bir Ümit İçin" oyununu unutamıyorum. Oyunun yazarı Emmanuel Robles. Mina Irgat (Urgan) çevirmiş. 1954 - 55 yıllarında oynanmış. Saim Alpago sahneye koymuş.

Rol alanları, o günlerin anısına, sırayla yazıyorum: Çetin Köroğlu, Coşkun Orhon, Nur Bartu, Muammer Esi, Saim Alpago, Nuri Gökseven, Suat Taşer, Jale Uzman, Yıldırım Önal, Umran Uzman, Gökçen Hıdır.

Muammer Esi Rahip Coronil, Saim Alpago ise İzquierde rollerinde olağanüstü bir oyun sergilemişlerdi.

Monserrat rolünde acaba Semih Sergen”i mi yoksa Kerim Afşar'ı mı seyretmiştik?

Gerçekten muhteşemdi.

Hatta aynı oyun çok sonra gene oynadı ama ben gitmedim.

İlkini unutamadığım için.

Yalnız Monserrat değil, Fareler ve İnsanlar, Cyrano De Bergerac, Köşebaşı, Bir Piyes Yazalım, Çayhane, Bir Yastıkta, Tahta Çanaklar, İki Efendinin Uşağı, Çöl Faresi, Öfke, Cadı Kazanı, Arzu Tramvayı, Kibarlık Budalası, Midasın Kulakları da unutamadığım oyunlardır.

Ankara Devlet Tiyatrosu'ndan seyrettiğimiz Damdaki Kemancı da bizim için bir ilkti. Tevye rolündeki Cüneyt Gökçer çok alkışlanmıştı. Zaten Cüneyt Gökçer neyi oynadı da alkışlanmadı ki...

Bir de Küheylan'dan söz etmeliyim.

Peter Shaffer'ın yazdığı, Sevgi Sanlı'nın çevirdiği, Cüneyt Gökçer'in sahneye koyduğu bu oyunda, konservatuvar son sınıf öğrencisi Mehmet Ali Erbil Küheylan'ı oynamıştı.

Çok ama çok başarılıydı.

O günlerin çok başarılı Mehmet Ali Erbil’i sonra Çarkıfelek'in "Memet Ali Beeeyyyy'i oldu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme